Gündeme Dair
Not Düşümleri...
Boyakagen
Empati İhtiyacı....
Hafta sonu İzmir Urla Polis kampındaydım Yemek sırasında rastlantı eseri emniyet genel müdürlüğünün üst düzey bir yetkilisi de yan masamızdaydı . Masada kaymakam bey , belediye başkanı ve birkaç kişi daha vardı . Her neyse masaya oturduktan 10 dakika sonra oldu olmadı , bir polis memuru amirimle görüşebilir miyim diyerek korumayı geçti , selamını çakıp izahatını bildirdi . Önce teşkilatla alakalı bir sorun olduğunu sandığım durum aslında tüm yurdum insanın çözülemeyen her türlü sorununun ana sebebiydi . Memur arkadaş kampın dolu olması sebebiyle bir yükseltide ki balkon benzeri yere yerleştiriliyor kamp dolduğu için ve yemek sırasında küçük kız çocuğu bu yerden 3-4 metre aşağı yuvarlanıyor . Bunu bildirmek için geliyor masaya .... Hemen gerekli bilgi geçiliyor kamp yetkililerine ve memur arkadaş mağrur bir şekilde masasına kamp çalışanlarını şikayet etmenin huzuru ile dönüyor .... 5 dakikaya kalmadan bir kamp çalışanı gelip kardeşim yer yok deyip yollasaydım daha mı iyiydi yer yok diye sana burayı verdik şikayete gidiyorsun burası zaten çalışanların yeri diyor atışma fazla uzamadan kapanıyor...
Kurallara bağlı isek o balkon benzeri yerde korumalıklar olması gerektiğini düşünüyorsak , kamp dolu kurallar böyle sizi içeri alamayız dendiğinde de aynı saygı gösterebilir miyiz ?
Görevimizi yaptığımız kurumda sizi aşıp en üst düzeyde ki bir yetkiliye gidilip şikayet edilseniz ne hissederdiniz ?
Üst düzey bir yetkili olsanız ve sizi ilgilendirmeyecek kadar basit bir konu ile ne kadar ilgilenirsiniz , şikayete gelene ne kadar hoş görü ile bakarsınız ?
Tatildesiniz , biri yanınıza yaklaşıp sizi ilgilendirmeyen bir konuda şikayete geliyor ne yaparsınız ?
--------------------------------------------------------------------------
Akşam oluyor dönüş yolundayız . İzmir’e dönüyoruz . Otobanda gişelere geldik . Malumunuz akşam saati Çeşme , Çeşmealtı , Karaburun , Seferihisar dan dönenlerin hepsi orada ve gişelerde kuyruk metrelerce... Kuyruk ilerlemedikçe insanlar sabırsızlanıyor sağ yapıyor sol yapıyor yandaki sıralardakileri sıkıştırıyor. Bu sıkıştırma o kadar abartıldı ki bir ara sırada olmamıza rağmen yandan sıraya girmek isteyen bir dakika diye işaret ettik ve gereğinden sert bir kafa sallayışla hayır yanıtını aldık bayandan... Kendi sıramızda ilerleyemedik....
Şimdi diyorsunuz ki bize ne kardeşim bunlardan gitmiş gezmişsin bize mi anlatıyorsun... Demek istediğim çok farklı aslında... Ağzımızı açıpta sürekli yerden yere vuruyoruz ya Ankara’dakileri işte kastettiğim bu . O adamlar bu sokakta karşılaştığımız insanlar aslında . Ankara’da varsa rüşvetle iş yapan vekil bilesin ki kuralları hiçe saymıştır , zora düştüğünde koşa koşa ona yapılan kıyağı unutup o kıyağı geçenlere saldırmıştır , otoban gişe kuyruğunda sıranızı işgal etmiştir , yolunuzu kesmiştir , tehdit etmiştir , gasp etmiştir ....
Arada sırada kendimize bakmakta yarar var . Kendinize bakarken olabildiğince bedeninizden uzaklaşarak bakın kendinize . Karşınızda ki olun ve öyle bakın kendinize...
Boyakagen
Kim o, deme boşuna...
B
enim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen
Boyakagen
Yılmaz Özdİl’i küçümsemek...
Birkaç sitede denk geldim .... Yılmaz Özdil’i yerden yere vuruyorlar . Babası Dinç Bilgin in şoförü imiş oradan işe girmiş , gazetecilikten anladığı yokmuş zaten kabiliyeti uzun yazı yazmaya da yetmiyomuş....
Kimi sayfalarca yazar aşkını kimi 2 satırda bitirir her şeyi . Üstteki 4 lüğü tekrar tekrar okuyup bir şeyi anlatmanın kaç cümle kurduğunuzla değil cümlelere neler yüklediğinizle alakalı olduğunu bir kere daha düşünün dilerseniz....
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu AA verdiği röportajda İzmir halkının arkasında neden durduğunu 2 sebebe bağlamış ,
1- Güveniliriz
2- Melih Gökçek güvenilmez
İstanbul ‘ un Çilesi
Ahmedi geçen hafta İstanbul’daydı . Hava 40 a yakın ... Şehir kalabalık... O kalabalık şehir iyice istiflenmiş ahmedinin geçmeyeceği yollara . Köprüyü 3,5 saatte geçen var o şehirde o gün... Valiydi , belediye başkanıydı , dışişler yetkilisi herhangi biriydi her kim ise tahminen şöyle bir dialog yaşandı ahmedi gelmeden ,
Memur : Efendim İranlı Ahmedi geliyo
“Yetkili” : Kapatın tüm yolları a.......
Memur : Ama efendim halk
“Yetkili” : Halkın.......
Memur : Emredersiniz
İstanbullu kendi sokaklarından çıkana mahkum olur... İşgüzarlığına mahkum olur o sokaktan koltuğa giden adamın...
Ne olur biraz karşınızdakini de düşünün....
ÇOKMU ZORDU BİR HELİKOPTERLE TAŞIMAK AHMEDİYİ ????